Bir yağmur damlasında düğümlenen bir güneş ışığında çözülen traf

   Haftaiçi 7'den 10'a kadar devam eden bir sabah trafiği, malum herkes işine gidiyor, hastanelere sabah saatlerinde randevu alınıyor, okullara gidiliyor. Servisler, otobüsler, taksiler..    Haftaiçi 17'den 20'lere kadar süre gelen akşam trafiği. Malumunuz; o sabah evlerinden çıkan sürüsüne bereket insanoğlu evlerine dönecekya işindekiler evlere, e okuluna hastanesine gezmesine gidende uzun günleri fırsat bilip biraz da olsa güneşin tadını çıkarmak için günün ağarmasını bekleyenler topluluğu.  Bu kalabalıklar, haftasonları da öğle ve ikindi vakitleri kendini gösteriyor. Kalabalık belki bu sıcakta hiç çekilmiyor fakat herkes bunu dese bile kendini dışarı atmakatan geri durmuyor.

Ardı arkası gelmeyen bir yığın yakınma

   O meşhur İstanbul trafiği, bu servis, otobüs ve taksilere bir de ötv ndirimi fırsat bilip alınan nice arabaya kavuşuyor. E bir de Fatih Sultan Mehmet köprüsündeki onarım eklenince değmeyin istanbul'un çilesine(!) Ama iyi bir haber yaz gelince okullar bitti biraz da olsa rahatladı desem de olmaz, istanbul insanı evinde rahat durmaz, kendini dışarı atar. Bu sabahın erken saatide olabilir, güneşin en yakıcı vakti de, hiç bir şey İstanbullu'yu yolundan, dışarıya çıkma hevesinden geri çeviremez. Sonra da ahlar vahlar, otobüs çok sıcak, neden bu otübüsler klimasız, daha fazla yolcu alınmasa hiç fena olmaz, ay ben hastayım bayılacağım yol verin gibi dahiyane cümleler diziliverir arka arkaya..

    Asıl soruna gelince, bu İstanbul trafiğinin çözümü hangi zat-ı muhteremin elinde? Hem sızlanıp hem de yollara düşmek çözüm olabilir mi? Ama dışarıya çıkılmadan da olmaz ki! de denilebilir. E o zaman? Nedir bu Avrupalı'nın Amerikalı'nın elinde olan, trafikleri hiç bir Allah'ın günü sıkışmaz? Bir sihirli değnek ise çaresi acilen biz sipariş vermeli. Bürokrasiyse bunun cevabı hemen masaya oturulmalı, yeni yollar açmak ve rahatlamksa olay, o zaman binaların üstüneden köprü geçirilmeli(!)

Trafik düğümünün çözümü kimin elinde?

    Bir damla yağmurda hemen küsüp tüm yollarını sürücüye kapatan İstanbul, bir güneşte ışı görüp açılınca, demek ki kasvetli havalarda üzlüyor İstanbul ve trafiği kilitliyor diye düşünmeden edemiyorum. O halde; biz de kasvetimizden sıyrılıp biraz da olsa elimizden geleni yapmalıyız. Her zaman her olaya güzel bir cevap olan atasözlerimizden biri ne der: Bir elin nesi var iki elin sesi var. İşte bu yüzden her ağızdan bir sızlanma yerine her kafadan olumlu bir düşünce çıkmalı. 

Teknolojinin kurtaramadığı trafiği, gittikçe uzaklaştığımız içimizdeki olumluluk, ben de  birşeyler yapmalıyım hissi uyandırılmalı ve harekete geçilmeli
Belki çaresi olur, deneyin, sonuç alamasanızda bu +'nın bir +'sını katacaksınız hayatınıza
    ..

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !